7 Temmuz 2016 Perşembe

Kitap İncelemesi: Yüzyıllık Yalnızlık

Kitap Hakkında:
Kitap: Yüzyıllık Yalnızlık
Orijinal adı: Cien Años de Soledad
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Sayfa sayısı: 464
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 4,02

Yüzyıllık yalnızlıkla lanetlenen Buendia soyu ve ensestin başrol oynadığı kocaman bir hikaye.Sanırım kitabı bir cümleyle özetlemek istesem o cümle bu olurdu.Fakat biraz daha açmam gerekiyor,zira olaylar fazlasıyla karışık ve konusunu gizemli bir şekilde anlatırsam kitaptan daha da soğuyabilirsiniz.O zaman başlayalım.

Ursula ve Jose Arcadio Buendia bir evlilikle hayatlarını birleştirdiklerinde Ursula,domuz kuyruklu bir çocuk doğurmamak için cinsel ilişkiden uzak durur.Bu herkesin diline utanç verici bir biçimde düşer.Ta ki kocası bu sebeple bir cinayet işleyene kadar.Bu cinayet ve doğan çocuklarıyla birlikte soy için bir kısır döngü başlamış olur.Bu kısır döngünün ana faktörü ensesttir.Ayrıca çocuklara verdikleri Aureliano,Jose Arcadio,Amaranta,Remedios adları sürekli yinelenir.Evin içinde yaşanan bu ilişkiler soyun korkunç sonunu hazırlamaktadır.Bundan hiçbirinin haberi yoktur.Sadece Ursula bir döngü gibi giden çocukların,adını aldığı kişinin özelliklerini taşıdığını fark eder.Fakat ensestin önüne geçilemez.

17 Haziran 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Kırmızı Pazartesi

Kirmizipazartesi.jpgKitap Hakkında:
Kitap: Kırmızı Pazartesi
Orijinal adı: Cronica de Una Muerte Anunciada
Yazar: Gabriel García Márquez
Sayfa sayısı: 107
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,94

Gabriel Garcia Marquez...
Daha önce "Kolera Günlerinde Aşk" kitabını bir arkadaşımda görmüş ve kendisinin tanınan bir yazar olduğunu öğrenmiştim.Sonra da kitap alışverişimde bir kitabı gözüme çarptı ve yazarla tanışmamın iyi olacağını düşünerek Kırmızı Pazartesi'yi aldım.Tabi öncesinde biraz araştırma yapmam gerekti ve üstünkörü araştırmalarla önce yazar hakkında bilgi edindim.O zaman önce yazardan başlayarak kitaba giriş yapalım.

Gabriel Garcia Marquez,1928'de Kolombiya'da doğan tanınmış bir hikayeci,yazar.Kendisi Gabo olarak biliniyormuş.Hukuk eğitimi almış,sonra yarıda bırakmış.Yazdıklarında büyük ölçüde birlikte büyüdüğü kadınların etkisinin görüldüğü söyleniyor.Yine bir söylentiye göre kendisi olayları her zaman inanılmaz bir şekilde aktarırmış.Eh,bu üslubunun mükemmelliğini açıklayabilir bence.Bir de gazetecilik yapmış.En bilinen eseri Yüzyıllık Yalnızlık'mış.Kırmızı Pazartesi'yi 1981'de yayınlayan yazar 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış.O zaman bu bilgilerden sonra konuya giriş yapabiliriz.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Kitap İncelemesi:Shantaram

ShantaramKitap Hakkında:
Kitap: Shantaram
Yazar: Gregory David Roberts
Sayfa sayısı:842
Yayınevi: Artemis
Goodreads puanı: 4,25

"Aşk,kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun zaman sürdü,dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda,bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım."

Hayat sizi bulunduğunuz konumdan söküp de Bombay'a getirse yapacağınız ilk iş ne olurdu? Bu kalplerin şehrinde bir yabancı olarak Marathi ya da Hintçe konuşmadığınız sürece kendinizi savunmaya,bu hareketli hayata uyum sağlamaya çalışacağınızı söylerek bu soruyu cevaplayabilirim sanırım.Önce dakikada milyon kere küfredip duran taksicilere maruz kalırdınız,sonra gözleri merakla parıldayan,en ufak bir şeyde öfkesini bastıramayan bir toplulukla karşılaşıp "Ben nereye düştüm?" derdiniz.Hindistan size kucağını açarsa ona aşkla bağlanırdınız ama karşınıza çıkardığı engelleri aşamazsanız ondan nefret ederdiniz.İşte Hindistan'ı sevmek ya da ondan nefret etmek bu bakar basit.Sadece arada ipince bir çizgi var ve bu biraz da sizin kişiliğine bağlı.

"Hapishaneler güneşi,ayı ve yıldızları elinizden alır.Hapishane bir cehennem değildir ama içinde cennete dair bir şey de bulunmaz.Bu da yeterince kötüdür."

Lindsay de Avustralya'daki hapishaneden kaçıp Hindistan'a geldiğinde Bombay'a aşkla bağlanabileceğini düşünmemişti.Kendisine Lindsay adını bulup kaçak hayatına adım atmıştı.Şehre ayak bastığı ilk anlardan itibaren turist kapmak isteyen bir sürü insanla karşılaşmış ve doğru kişiyi nasıl seçeceğini düşünmeye başlamıştı.Ta ki doğru insan onu bulana kadar.Prabaker adlı koca gülümsemeli bir rehber daha ilk dakikalardan Lindsay'ın güvenini kazanmış,sonsuza dek sürecek bir arkadaşlığın temelini atmıştı.

20 Mayıs 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Darağacında Üç Fidan

Kitap Hakkında:
Kitap: Darağacında Üç Fidan
Yazar: Nihat Behram
Sayfa sayısı:215
Yayınevi: Everest Yayınları
Goodreads puanı: 4,06

"Korkarım bu kan gölü onu döktürenlerle birlikte,susanları da boğar."

Uzun zamandır okunup da yazılamayan kitapların ardından Darağacında Üç Fidan ile sizlerleyim.Aslında bu kitabın 6 Mayıs'a yetişmesi ve güzel bir incelemeyle günün anlamını yansıtması gerekiyordu.Fakat bir adet sınav süreci ve sonu kötü biten bir Euroleague macerasının ardından bugüne kaydı.O zaman fazla uzatmadan ve daha fazla ertelemeden kitabı inceleyelim.

Öncelikle eğer blogumu takip ediyorsanız ya da denk geldiyseniz Abim Deniz adlı kitabı incelediğimi göreceksiniz.(İnceleme için tık tık!) O kitabı incelerken gözyaşlarıma hakim olamamış ve aşırı duygusal bir şekilde incelemiştim.Sonra bu kitabı da okumak istedim.Çünkü biyografi okuyorsanız,bir hayatı konu alan birden fazla kitabın olduğunu ve her birinin birbirinden farklı bilgiler barındırdığını görmüşsünüzdür.Bu yüzden çok biyografi,anlatı kitapları okumayan biri olarak strateji değiştirip imkanım olduğunca farklı kaynaklara ulaşmaya çalışıyorum.

5 Şubat 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Dönüşüm

DönüşümKitap Hakkında:
Kitap: Dönüşüm
Orijinal adı: Die Verwandlung
Yazar: Franz Kafka
Sayfa sayısı: 102
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,76


"Kafka ile yaşamak,acınacak güncelliğimizin en büyük umudu."

Hikaye bir sabah Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesiyle başlar.O gün her zamankinden daha tuhaf bir şekilde başlamıştır ve Gregor Samsa geç kaldığını fark eder.Fakat bir türlü hareket edemez.Çünkü devasa bir gövdesi ve incecik bir sürü bacağı vardır.Doğrulmaya ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü yataktan çıkamaz.Çabaladığı süreçte çalıştığı yerin müdürünün sesini duyar.Yataktan iner ve uzun bir süre sonunda kapıyı açmayı başarır.

Bu akıl almaz durumla karşılaşan ailesi büyük bir korku duyar.Gregor her ne kadar kendini anlatmaya çalışırsa çalışsın ağzından çıkan tek şey anlamsız seslerdir.Fakat o an hangi açıklamayı yaparsa yapsın ailesinin hayretini ve müdürünün korkulu bakışlarını gideremezdi herhalde.Ve gideremedi de.Dönüşümünden sonra ailesinin ona bakışı ve kendi içlerindeki davranışları büyük bir değişime uğramıştır.Babası ve annesi onu görmeye tahammül edemeyecek bir biçimde diğer odalarda vakit geçirirken kız kardeşi Grete ona yemek getirir,odasını temizler.Gregor ise minnettarlığını o kocaman,tiksinç olarak gördüğü bedenini bu zamanlarda kız kardeşinden saklayarak gösterir.Artık istenmediğini net bir şekilde hisseden Gregor,zorlu dönemler geçirecek,kendi karamsar dünyasının içinde bulunduğu durumu hüzünlü bir şekilde saptayacaktır.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Satranç

Kitap Hakkında:
Kitap: Satranç
Orijinal adı: Schachnovelle
Yazar: Stefan Zweig
Sayfa sayısı: 104
Yayınevi: Panama
Goodreads puanı: 4,24

Stefan Zweig daha önce okumadığım ama adına aşina olduğum bir yazar.Tesadüf eseri sahaflarda dünyalar tatlısı bir amcanın anlatımıyla aldım bu kitabı da.Konusunu okuduğumda da kesinlikle pişman olmayacağımı bilerek başladım.Çünkü daha önce bu tuhaflıkta bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum.

Kitabın konusuna tuhaf dedim.Öyleyse giriş yapalım.Mirko Czentovic adlı bir çocuğun yaşamıyla başlıyor kitabımız.Bu taşralı çocuk,babası öldükten sonra bir rahibin himayesinde büyüyor.Fakat Mirko,cehaletin somut hali diyebiliriz.Çünkü günlük hayatta adam akıllı bir cümle bile kuramayan,düşünmek için bile kendini fazla zorlaması gereken,hayat hakkında hiçbir düşüncesi olmayan bir çocuk.Fakat bir tesadüf eseri Mirko'nun satranç dehası olduğu ortaya çıkıyor.Sonra da küçük kulüplerde başladığı satranç yaşamını dünya şampiyonluğuyla taçlandırıyor.

2 Şubat 2016 Salı

Kitap İncelemesi: Nâzım'ın Çilesi

Nâzım'ın ÇilesiKitap Hakkında:
Kitap: Nâzım'ın Çilesi
Yazar: Radi Fiş
Sayfa sayısı: 392 (eski basım)
Yayınevi: İleri Yayınları
Goodreads puanı: 4,64

"Bir Tanrı olmak kolay,hayvan da olmak kolay.İnsan olmak zordur."

Nazım Hikmet... Adını duyduğumda daha ortaokuldayken tüylerim ürperirdi.Henüz şiirleriyle tam tanışmamıştım.Fakat her şeyin bir zamanı vardı.Şiir için tam olarak yetiştiğimi düşünmezdim.Sonra bir gün Delikanlım gibi birkaç şiiriyle tanıştım.O zaman o kadar etkilenmiştim ki hala duyduğumda,okuduğumda etkileniyorum.Bu yüzden bu kitap benim için tam olarak bir kaçış oldu.Birkaç gün tek düşündüğüm şey bölüm sonları okuduklarımdı.Kolay değil bir asrın,insanlığın,devrimin şairini;dönemini anlayabilmek.

Öncelikle şairin hayatını ve kişiliğini anlamak için mutlaka biyografisine ilişkin bir şeyler okumam gerekiyormuş.Çünkü bir şairin şiirlerini anlamak için kesinlikle hayatına bakmanız o şiirin anahtarı oluyor sizin için.Bu yüzden bu kitabı okumam bana çok şey kazandırdı.Zira bir sonraki kitaplarında hayatına ilişkin bir sürü ipuçları bulup şiiri derinlikleriyle yaşayacağım.Şiirini yaşamak şöyle dursun en önemlisi Nazım'ı gün geçtikçe daha çok anlayacağım için de ayrı seviniyorum.

"Altı kadın vardı demir kapının önünde
ve demir kapının ardında beş yüz erkek vardı
efendim
beş yüz erkekten biri bendim ama
altı kadından biri sen değildin."